26 Haziran 2026, Cuma
21:09

Dijital Şiddet ve Siber Zorbalık Paneli Ankara’da gerçekleştirildi

Dijital Şiddet ve Siber Zorbalık Paneli Ankara’da gerçekleştirildi

İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün desteğiyle, İnternet Medya ve Bilişim Federasyonu (İMEF) tarafından düzenlenen “Dijital Şiddet: Gençler Arasında Siber Zorbalığı Önlemede Medyanın Sorumluluğu” başlıklı panel gerçekleştirildi.

NAZLI ÖNGÖREN - EGEMEN ALTINBAŞ / ANKARA - BHA 

Programa; Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, TİMBİR Başkanvekili ve GİMER Başkanı Av. Cüneyd Altıparmak, AK Parti MKYK Üyesi ve TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Genel Sekreteri Prof. Dr. Zakir Avşar, Kastamonu Üniversitesi Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü ve Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi ile TİMBİR Akademik Kurul Başkanı Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyda Kuloğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nazif Kutay Erden, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nimet Özgül Ünsal, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eyüp Sabir Erbiçer, Dr. Halil Ecer, KKTC Genç TV İmtiyaz Sahibi Ertan Birinci, Edirne Ahval Gazetesi İmtiyaz Sahibi Nevser Eraslan, TİMBİR Şanlıurfa Bölge Başkanı Mustafa Arısüt ve TİMBİR yönetim kurulu üyeleri, akademisyenler, medya temsilcileri, sivil toplum kuruluşu yöneticileri katıldı.

Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, "Dijital Şiddet: Gençler Arasında Siber Zorbalığı Önlemede Medyanın Sorumluluğu" programının açılışında yaptığı konuşmada, siber zorbalığın yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun haline geldiğini belirterek, dijital medyanın doğru, etik ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

TİMBİR  Genel Başkanı Basa, konuşmasında dijital dünyanın gençlerin eğitimden sosyalleşmeye kadar birçok alanda aktif olarak yer aldığı bir yaşam alanına dönüştüğünü belirten Basa, siber zorbalık ve dijital şiddetin artık yalnızca bireysel bir sorun olmadığını ifade etti.

TİMBİR  Genel Başkanı Basa, "Dijitalleşmenin hayatımızın her alanını kuşattığı bir çağda yaşıyoruz. Artık gençlerimiz sadece sokaklarda değil, ekranların arkasında da bir hayat kuruyor; eğitim alıyor, sosyalleşiyor, fikir üretiyor ve kendilerini ifade ediyorlar. Ancak ne yazık ki dijital dünyanın sunduğu bu büyük fırsatlar, beraberinde ciddi riskleri de getiriyor." dedi.

Ankara Kent Konseyi'nde düzenlenen "Dijital Şiddet: Gençler Arasında Siber Zorbalığı Önlemede Medyanın Sorumluluğu" programının açılış konuşmasını yapan TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Genel Sekreteri Prof. Dr. Zakir Avşar, iletişim teknolojilerinin hayatın her alanını dönüştürdüğünü, bu dönüşümün önemli fırsatlar sunduğu kadar yeni risk ve tehditleri de beraberinde getirdiğini söyledi.

İletişim teknolojilerinin sürekli geliştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Zakir Avşar, "Biliyorsunuz ki iletişim teknolojileri sürekli gelişiyor, değişiyor. Bütün hayatımızı, hayatımızın bütün süreçlerini değiştiriyor ve dönüştürüyor. Bu dönüşümün bazen çok müspet neticeleri oluyor ama bazen de hiç ummadığımız şekilde başka başka risk ve tehditleri de karşımıza çıkarıyor. Doğal olarak teknolojiden vazgeçemeyeceğimize veya onu durduramayacağımıza göre, onun bize sunacağı nimetlerden faydalanırken, sorunlara yönelik olarak da elbette kafamızı yormamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.

"Dijital Şiddet: Gençler Arasında Siber Zorbalığı Önlemede Medyanın Sorumluluğu" programının birinci oturumunun moderatörlüğünü yapan TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, dijitalleşmenin beraberinde yeni sorumluluklar getirdiğini belirterek, siber zorbalığın yalnızca çocukların ve gençlerin değil toplumun tamamını ilgilendiren önemli bir sorun olduğunu söyledi.

"Çocuklar ve gençler en hassas grubu oluşturuyor"

Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, "Burada en hassas olanlar çocuklarımız ve gençlerimiz. Çünkü yetişkinlerin de üstesinden gelemediği birçok problemle karşı karşıya kalabiliyorlar. İşte zorbalık bunlardan bir tanesi ve dijitalleşmeyle birlikte artık bu dijital dünyada karşılaştığımız 'siber zorbalık' üstesinden nasıl gelinecek, bugün çok kıymetli hocalarımızla bu konuyu enine boyuna inşallah tartışacağız." ifadelerini kullandı.

Programın 1. oturumunda konuşan Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyda Kuloğlu, dijital şiddetin tanımı, türleri ve mücadele yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dijital şiddetin gerçek hayattaki şiddet biçimlerinin dijital ortama taşınmasıyla ortaya çıktığını belirten Kuloğlu, bu şiddetin fiziksel temas içermese de mağdurlar üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu ifade etti.

"Dijital şiddet yalnızca kötü bir yorumdan ibaret değil"

Dijital şiddetin yalnızca olumsuz yorum veya rahatsız edici mesajlarla sınırlı olmadığını belirten Kuloğlu, "Yalnızca kötü bir yorumdan ya da rahatsız edici bir mesajdan bahsetmiyoruz burada. Taciz, tehdit, takip, mahremiyet ihlali, şantaj, kimlik hırsızlığı, ekonomik kontrol ya da organize linç gibi aslında birçok yeni alandan bahsediyoruz. Burada önemli olan nokta şu; şiddetin ekran üzerinden gerçekleşiyor olması, onun etkisini azaltmıyor. Bir kişiye fiziksel olarak herhangi bir şekilde dokunulmamış olması onun zarar görmediği anlamına gelmiyor. Dijital şiddet de gerçek bir şiddet biçimi olarak değerlendiriliyor." ifadelerini kullandı.

Programında konuşan Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nazif Kutay Erden, dijital şiddetin görünmez olmasına rağmen bireyler üzerinde çok ağır sonuçlar doğurabildiğini söyledi. Dijital ortamda yapılan birkaç yorumun veya paylaşımın insanların hayatını geri dönüşü olmayan şekilde etkileyebildiğini ifade eden Erden, dijital dünyanın yeni bir mücadele alanına dönüştüğünü dile getirdi.

"Dijital dünya yeni bir savaş alanı"

Dr. Nazif Kutay Erden, "Gelişen teknolojiyle birlikte artık insanoğlu hiç olmadığı kadar büyük bir meydanda yaşıyor ve bu meydanda da adeta bir savaş veriyor. Bu meydanın adı dijital dünya." ifadelerini kullandı.

Programında konuşan Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nimet Özgül Ünsal, dijital şiddet ve siber zorbalığın teknik yönlerini ele aldı. Ünsal, internet ve sosyal medyanın hayatı dönüştürürken kişisel verilerin korunmasının her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi.

"İnternet hayatımızdaki birçok alışkanlığı değiştirdi"

Türkiye'de kişisel bilgisayarların ve akıllı telefonların yaygınlaşmasının toplumsal yaşamı önemli ölçüde değiştirdiğini belirten Ünsal, internetin yalnızca teknolojiyi değil, sosyal yaşamı da dönüştürdüğünü söyledi.

Dr. Nimet Özgül Ünsal, "İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte bizim bütün yapılarımız değişmeye başladı. Ahlaki yapılarımız değişmeye başladı, alışkanlıklarımız değişmeye başladı, toplumsal yapımız değişmeye başladı. İlk dönemlerde 'Ben bundan önce bilgisayar mı kullanıyordum?' diyerek direnen yetişkin kesimin yerini artık 'Ben her şeyi biliyorum.' diyen bir genç kesim aldı. Bugün yetişkinlerin de bu dönüşüme hızla uyum sağladığını görüyoruz." diye konuştu.

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eyüp Sabri Erbiçer, siber zorbalıkla mücadelede çocuk ve gençlerin ihtiyaçlarına uygun önleme ve müdahale programlarının geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Eyüp Sabir Erbiçer, siber zorbalığın yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun haline geldiğini vurguladı.

"Her çocuğa ulaşabilecek modeller geliştirmeliyiz"

Siber zorbalıkla mücadelede en önemli hedefin risk grubundaki çocuklar ve gençlere ulaşmak olduğunu belirten Dr. Eyüp Sabir Erbiçer, "İşin tamamen toplumsal bir olguya dönüştüğü bu noktada, özellikle risk grubunda yer alan çocuklarımızı ve gençlerimizi bu problemle başa çıkabilmeleri için nasıl koruyabiliriz veya onlara ne gibi önleme ve müdahale hizmetleri sunabiliriz? Biraz aslında bu konulara değinmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

İnternet Medya ve Bilişim Federasyonu (TİMBİR) tarafından Ankara Kent Konseyi'nde düzenlenen "Dijital Şiddet: Gençler Arasında Siber Zorbalığı Önlemede Medyanın Sorumluluğu" programının ikinci oturumunun moderatörlüğünü yapan TİMBİR Başkanvekili ve GİMER Başkanı Av. Cüneyd Altıparmak, dijital şiddetle mücadelede akademik çalışmaların saha deneyimleriyle desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Etkinliğin dijital şiddet konusunda önemli bir farkındalık oluşturduğunu dile getiren Altıparmak, akademik çalışmaların toplum tarafından doğru anlaşılmasının da en az bilimsel çalışmalar kadar önemli olduğunu vurguladı.

Av. Cüneyd Altıparmak, "Burada konuşulanların akademik bir yönü olduğu kadar, toplumda nasıl anlaşıldığı ve toplumun bunu nasıl idrak ettiği de büyük önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı.

"Dijital Şiddet: Gençler Arasında Siber Zorbalığı Önlemede Medyanın Sorumluluğu" programının ikinci oturumunda konuşan Kent Sosyoloğu Dr. Halil Ecer, dijital şiddetin yalnızca teknolojik değil, toplumsal bir mesele haline geldiğini belirtti.

Dijital ortamların artık sadece iletişim aracı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Ecer, bu alanların bireylerin yaşamını şekillendiren yeni bir sosyal mekâna dönüştüğünü söyledi. Özellikle gençlerin dijital dünyadan doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Dr. Ecer, ailelerin bu dönüşümü doğru analiz etmesi gerektiğini ifade etti.

Dr. Ecer, "Artık dijital alanları yalnızca bir araç olarak değil, başlı başına bir 'mekân' olarak ele almak zorundayız. Çoğu zaman kontrol edemediğimiz bu alanları, gidişatın nereye evrileceğini öngörebilmek adına göç ettiğimiz yeni bir 'şehir' olarak tanımlamalıyız." dedi.

Programının ikinci oturumunda konuşan KKTC Genç TV İmtiyaz Sahibi Ertan Birinci, teknolojinin gelişimiyle birlikte medyanın da büyük bir dönüşüm geçirdiğini söyledi.

Dijitalleşmenin medya alışkanlıklarını köklü şekilde değiştirdiğini belirten Birinci, kendi kuşağının mektuptan akıllı telefonlara uzanan tarihi bir dönüşüme tanıklık ettiğini ifade etti. Medyanın artık yalnızca haber aktaran bir mecra olmadığını vurgulayan Birinci, dijital platformların hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini dile getirdi.

Birinci, "Medya sadece haberle yola çıktı ancak günümüzde o kadar çeşitlendi ve dönüştü ki dijitalinden gelenekseline devasa bir sektöre dönüştü. Artık o 'ajanslar' haberi sadece haber olarak sunmuyor; aklınıza gelebilecek her türlü içeriği anında bizlere ulaştırıyor." dedi.

İkinci oturumunda konuşan Edirne Ahval Gazetesi İmtiyaz Sahibi Nevser Eraslan, dijital şiddetin yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda toplumsal ve psikolojik bir sorun olduğuna dikkat çekti.

32 yıllık gazetecilik deneyimi ve annelik perspektifiyle değerlendirmelerde bulunan Eraslan, çocukların dijital dünyadan tamamen uzak tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, ailelerin yasaklayıcı değil yol gösterici bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini söyledi.

Ebeveynlerin çocuklarının dijital alışkanlıklarını yakından takip etmesinin önemine değinen Eraslan, çocuklarla güven ilişkisi kurulmasının siber zorbalığa karşı en güçlü koruma yöntemlerinden biri olduğunu ifade etti. Dijital nezaketin aile içinde kazandırılması gerektiğini vurgulayan Eraslan, ekran süresinden çok tüketilen içeriğin önemsenmesi gerektiğini kaydetti.

Konuşmasının sonunda medyanın da dijital şiddet konusunda önemli bir sorumluluk taşıdığını belirten Eraslan, farkındalık oluşturan ve çözüm odaklı yayıncılığın önemine dikkat çekti.

Eraslan konuşmasında, "Çocuklarımızı dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak artık ne yazık ki mümkün değil. Hatta doğru da değil. Bizim görevimiz yasaklamaktan çok rehberlik etmektir. Çocuğumuzun elindeki telefonu almak kolaydır; zor olan ise onun dijital dünyasını anlamaya çalışmaktır." ifadelerini kullandı.

Programının ikinci oturumunda konuşan TİMBİR Şanlıurfa Bölge Başkanı Mustafa Arısüt, dijitalleşmeyle birlikte gazetecilikte haber doğrulama süreçlerinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini söyledi.

Yaklaşık 25 yıllık gazetecilik deneyimine sahip olduğunu belirten Arısüt, dijital medyanın haberin yayılma hızını artırırken yanlış bilginin de aynı hızla dolaşıma girmesine neden olduğunu ifade etti. Gazetecilerin en önemli sorumluluğunun haberleri yayımlamadan önce doğrulamak olduğunu vurgulayan Arısüt, haber etiğinin mesleğin temel taşı olduğunu dile getirdi.

Konuşmasında yaşadığı bir örneği de paylaşan Arısüt, İran'da yaşanan bir olaya ilişkin bir dijital haber platformunda yanıltıcı başlık kullanıldığını fark ettiğini ve haberi yayımlamadan önce teyit ettiğini anlatarak doğrulama mekanizmasının önemine dikkat çekti.

Arısüt konuşmasında, "Gazetecilikte en önemli konu haber etiğidir. Dijitalleşmeyle birlikte haberin doğrulanması artık sadece mesleki bir gereklilik değil, toplumsal güvenliği ilgilendiren bir sorumluluk haline gelmiştir." ifadelerini kullandı.

Program toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Benzer Haberler