Ümit Uysal, Cumhuriyet Kitapları’ndan yayımlanan 21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet – Modernleşmenin Yapay Zeka Çağındaki Yeni Aşaması adlı kitabının tanıtımında Gazipaşa’da okurlarla buluştu.
Türkiye’nin ciddi bir güven ve gelecek sorunu yaşadığını belirten Uysal, siyasetteki sert kutuplaşmanın, ekonomik belirsizliğin ve kurumlara duyulan güvenin zayıflamasının toplumsal birlik duygusunu aşındırdığını söyledi. Hukuk, etik, üretim ve şeffaflık alanlarında kapsamlı reformlara ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Uysal, gençlerin geleceklerini yurt dışında aramasının toplum açısından önemli bir uyarı olduğunu kaydetti.
GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEDEN GELECEK KURULAMAZ
Kitabının temelinde Türkiye’nin geçmişiyle açık biçimde yüzleşmesi gerektiği düşüncesinin bulunduğunu belirten Uysal, Osmanlı Devleti’nin 19’uncu yüzyılda yaşadığı ekonomik ve siyasi bağımlılığın tarih anlatılarında yeterince ele alınmadığını savundu.
Dönemin çoğunlukla padişahların kişilikleri üzerinden tartışıldığını ifade eden Uysal, asıl üzerinde durulması gereken başlıkların ekonomik bağımlılık, savaşlar, yoksulluk, göçler ve ordunun yaşadığı ağır kayıplar olduğunu dile getirdi. Geçmişin bütün yönleriyle değerlendirilmesinin gelecek kuşaklara yol göstereceğini belirten Uysal, tarihsel sorunları görmezden gelen bir toplumun güncel sorunlarına gerçekçi çözümler geliştiremeyeceğini söyledi.
Kolay başarı söylemlerinin ve hamasi sloganların yapısal sorunların üzerini örttüğünü ifade eden Uysal, “Kendi potansiyelimizi doğru biçimde örgütlemek ve dünyayla rekabet edebilmek için bu ruh hâlinden çıkmamız gerekiyor” diye konuştu.
‘TEK GERÇEK ULUS DEVLETLERDİR’
Küreselleşme söylemlerine karşın ulusal piyasaların, ulus devletlerin ve milletlerin belirleyici gücünü koruduğunu savunan Uysal, ekonomik ilişkilerin hala ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda şekillendiğini söyledi.
Mal ve hizmetlerin dolaşımındaki serbestliğin toplumlar arasında eşitlik yaratmadığını belirten Uysal, şöyle devam etti:
“Tek gerçek vardır: Ulusal piyasalar. Tek gerçek vardır: Ulus devletler. Tek gerçek vardır: Milletler, uluslar. Etnik ayrımlara ve mezhepsel ayrımlara saplanan uluslar geri kalır. Net.”
Uysal, ulusal bütünlüğün yalnızca siyasi bir kavram olmadığını; üretim, teknoloji, eğitim ve ekonomik kalkınma açısından da ortak hareket etme kapasitesi anlamına geldiğini ifade etti.
‘ULUS TARİFİMİZ ETNİK KÖKENE DAYANMIYOR’
Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus anlayışının etnik kimliklerden bağımsız, anayasal yurttaşlık temelinde şekillendiğini vurgulayan Uysal, bunun Türkiye açısından önemli bir tarihsel kazanım olduğunu dile getirdi. Uysal, “Buradaki ulus tarifi bu toplum ve bu coğrafyanın insanları için büyük bir şanstır. Etnik kökeni ne olursa olsun, anayasal bir sözleşme etrafında birleşebilmek ve ortak bir gelecek hayal edebilmek her vatandaşımız için büyük bir imkandır” diye konuştu.
Türkiye’nin bu yönüyle çevresindeki ülkelerden ayrıldığını savunan Uysal, “Burası Atatürk’ün ülkesidir. Eşit yurttaşlığa dayanan bu anlayış burada vardır” ifadelerini kullandı.
‘KAMUSAL ALANDA ETNİKÇİLİK OLMAZ’
Kültürel kimliklerle anayasal yurttaşlığın birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Uysal, insanların etnik ve kültürel kimliklerini özel yaşamlarında özgürce sürdürebileceğini söyledi. Kamusal alanın ise ortak hukuk ve eşit yurttaşlık temelinde düzenlenmesi gerektiğini kaydeden Uysal, şu ifadeleri kullandı:
“Anayasal zeminde ve kamusal alanda etnikçilik olmaz. Etnikçilik, ulusumuzu küresel rekabetin dışına iter. Açlığa, sefalete ve çatışmaya sürükler. Bu coğrafyanın 21’inci yüzyılı göğüsleyebilmesinin en büyük güvencesi, ülkenin kuruluş felsefesidir.”
‘CUMHURİYET, KÜLLERİNDEN DOĞMA HİKAYESİDİR’
Türkiye Cumhuriyeti’nin farklı etnik kökenlerden gelen insanların ortak mücadelesiyle kurulduğunu belirten Uysal, Cumhuriyet’i “küllerinden doğma hikayesi” olarak tanımladı.
“Çok farklı etnik kökenlerden gelen vatandaşlarımız, Türk milleti çatısı altında Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu” diyen Uysal, savaşlar, göçler ve yok olma tehdidi altında oluşan birlik duygusunun ülkenin yeniden ayağa kalkmasını sağladığını söyledi. Uysal, “Son kalan topraklara tutunarak büyük bir küllerinden doğma hikayesi yazıldı. O birlik ve beraberlik can havliyle sağlandı. Bugün karşı karşıya olduğumuz sert küresel rekabetle mücadele etme şansımız da yine bu ortaklıkta yatıyor” diye konuştu.
‘BU YÜZDEN YENİDEN CUMHURİYET’
Yapay zeka, veri, siber güvenlik ve yüksek teknoloji üzerinden şekillenen yeni dünya düzeninin ülkeler arasındaki rekabeti daha da sertleştirdiğine dikkat çeken Uysal, Türkiye’nin enerjisini etnik ve mezhepsel ayrışmalara harcamaması gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin ortak yurttaşlık bilincini güçlendirerek üretim ve teknolojiye yönelmesi gerektiğini söyleyen Uysal, kitabının adını da bu düşünceden aldığını ifade etti. Uysal, “Bu topraklarda 21’inci yüzyılın vahşi rekabetiyle başa çıkabilmemizin tek yolu, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi etrafında birleşmektir. İşte bu yüzden ‘21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet’ diyorum” dedi.



